#APiSCANBERK

Canberk Apiş'in Kişisel Günlüğü

Manyas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Manyas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Hiç olmamış gibi..



Çerkes gözlerin neler görüyor sigoş?

Gün, güneş; Bu güneş ki; Çerkes gözleri tatil gören sigoşlara tatlı mı tatlı, piknik havası.. hele bir de düğün yapılır bu güneşin altında sormayın gitsin; tadından yenmez!

Ee dile kolay; çetin geçen kışın ardından herkes bu güneşi bekler. Çerkesler de öyle!  Çerkesler baharı sever, düğünü sever, zexesi sever.. hele bir de günlerce sürerse, hele bir de gece ateş yakılıp sohbet edilirse; vay anam vay!

Düşünsenize! Bütün gün düğünde oynamış durmuşsunuz, yemişsiniz Çerkes yemeklerinizi.. akşam tabi herkes yorgun, ateşi yakıyorsunuz, etrafında yuvarlak oturmuşsunuz, o güzelim tatlı mı tatlı, asil mi asil Çerkes sohbetine başlıyorsunuz. Yuvarlakta oturanlardan bir arkadaş başlıyor:

- Nart mitolojileri dünyanın en eski mitolojilerinden biridir tabi bu da Çerkeslerin geçmişten bugüne ne kadar köklü ve asil bir halk olduğunu çıkarır; Yunan mitolojisi bile bizden feyz almıştır.

Yuvarlaktaki herkesin göğsü kabarıyor; ee! Nartların torunları onlarda tabii... Sonra yuvarlaktan başka biri söz alıp başlıyor anlatmaya:

- Çerkeslerin yüzlerce yıldır soyadları var, tabi bu da Çerkeslerin geçmişten bugüne kadar ne kadar köklü, asil ve medeni bir halk olduğunu ortaya çıkarır.

Yuvarlaktaki herkes o an itibariyle müthiş bir coşku yaşıyor içinde, anlatılır gibi değil! Bu coşkuya dayanamayan bir genç hızlıca giriyor söze:

- Çerkeslerin hapishane kavramı yoktur, bu da xabzenin sosyal yaşamda nasıl adalet sağladığını ve toplumu bir arada düzenli tuttuğunu gösterir, bu da Çerkelerin ne kadar adalet dolu, köklü, asil ve medeni bir halk olduğunu anlatır diyor!

Yuvarlaktaki insanların içi bayram yeri, nasıl bir insan hiçbir çaba sarf etmeden adaletin timsali, köklü, asil ve medeni bir halk olmayı başarabilirdi ki Çerkeslerden başka? Bu asalet patlamasıyla bir genç hınzır gibi giriyor söze:

- Kadınlar evlendikten sonra da kendi soyadlarını kullanır, kadınların toplumdaki yeri hiçbir medeniyette olmadığı kadar kuvvetlidir; bu da Çerkeslerin ne kadar nazik, adalet dolu, köklü, asil ve medeni bir halk olduğunu ispatlar diyor.

Yuvarlaktaki herkes o an itibariyle bir asalet patlaması yaşamaktadır. Zaten mevsim de elverişlidir bu patlamayı yaşamaya; bahardır!...

Fakat fazla asalet; insanda uyuşukluk, unutkanlık, kaygısızlık yaratır. Hiçbiri Çerkesce konuşmamayı yadırgamamakta, sebeplerini düşünememekte ve buna dair hiçbir kaygı hissetmemektedir bu gençlerin. Bu gençler; atalarının tarihini iliklerine kadar sömürürken acılarını zerre kadar hissetmemektedir.

Çerkes gözleri gün, güneş gören arkadaşlar. Güneş insanoğlu için ve dahası dünyadaki tüm hayat için kainatın en değerli varlığıdır. Eğlenmek de yemek yemek gibi müthiş bir ihtiyaçtır ama fakat unutmak da nefessiz kalmak gibi  tehlikeli ve ölümcüldür. Gördüğünüz bu  güneş; 2 Mayıs tarihinde TBMM'nin aldığı bir kararla Gönen-Manyas yöresi Çerkesleri için; acıyı, susuzluğu, tekrar sürgünü, ötekileşmeyi, yoksullaşmayı ve ölmeyi temsil ediyordu. Yöre Çerkesleri o tarihte alınan bir karardan sonra Türkiye'nin ilk iç sürgünü olan Gönen Manyas sürgününe uğradılar! 1 gün etmeyecek süreyle hazırlanmaları emredildi ve yanlarında sadece bir öküz arabasının taşıyacağı kadar yük götürülmesine izin verildi. Afyon'a kadar bu güneşin altında yürüdüler. Afyon'da hayvan vagonlarına bindirildiler ve paramparça edildiler.

Nasıl oluyorda yok sayıyorsunuz? Nasıl oluyorda Çerkes gözleriniz bunu göremiyor? Unutmanız mı emredildi? Hiç olmamış gibi yapınca, tarihte o insanların çektiği acılar siliniyor mu sanıyorsunuz?