Ana içeriğe atla

Çerkes parası ve Kaffed'in kozmik aklı.

Şimdiki Reyhanlı Çerkes Derneğinin binası yoktu, Reyhanlı yolu üzerinde bir apartman dairesiydi.. kaç yıl oldu hatırlamıyorum bile… Şuanda Yenişehir muhtar adayı olan Şaban Güneşko, o zamanlar muhtardı. Tahmin edeceğiniz üzere bende çocuktum.

Çocukluk saflıktır ya,

Bütün gün arkadaşlarımızla haylazlıklar yapıp, yüzüp, top oynayıp, ağaçlara çıkmaktan yorulmuş halimiz yüzümüzden okunuyor.

Muhtar Şaban abi büyük ihtimalle yüzümüzden okuyor bu yorgunluğu. Yanımıza gelip şimdiki derneğin olduğu yeri gösterip (tabi o zamanlar daha orada bina yok) “buradaki taşları temizlerseniz size Çerkes parası vereceğim” dedi.

Parayı söylemese bile temizleyeceğimizi Allah biliyor ya, ama parayı duyunca hele de Çerkes parası.. ne yorgunluk kaldı ne halsizlik o zamanlar.. Hemen temizleyelim bitsinde Çerkes parası alalım diye var gücümüzle temizledik orayı…

Paragöz sanmayın ha bizi, biz doğduğumuzda kulağımıza ezan okunmadan önce pşıne çalınmış bizim. Dik durun, temiz giyinin, saygılı olun, terbiyeli olun, yalan atmayın, ağlamayın, şöyle yapın, böyle yapmayın denmiş ama sebebi hep “çünkü siz Çerkessiniz” denmiş bize o yaşa kadar. Çerkesliğimiz, canımızın önüne geçirilmiş kutsanmış. Biz böyle büyüdük. Çerkes parasını duyunca, hani paranın değerini de bilmeyiz ama para Çerkes parası ya, hiç görmemişiz ya biz onu.. Canhıraş çalışmışız ondan.


Tahmin edebileceğiniz üzere, biz o parayı
“Aferin” olarak aldık. Çocukken insan anlamıyor ama, eğer büyüdüğü zaman çocukluğu hâlâ yaşıyorsa hafızasında.. o zaman idrak ediyor gerçekten.

Şimdi bizim cebimizde o Çerkes parası var. Bunu bilen var bilmeyen var. Taşın üstüne taş koymuşuz, bir biriiketi alıp dört metre taşımışız biz. Çocukluğumuz var, çocukluğumuzun alınteri var. Böyle koymuşuz biz o parayı cebimize. Heyecanla, umutla, sevinçle kazanmak istemişiz.. yorumlamış ve pes etmemişiz. Hakkımız olmuş bizim Çerkes parası.

Şimdi siz “ee yani diyorsunuz”

Yani şu; işte bu bizim cebimizdeki parayı hiç kimse, değil şahsi arabayla bir yerden bir yere gitmek, evlerini satıp harcarsa satın alamaz. İşte biz iki kelime ediyoruz diye “kaç para harcadınız bugüne kadar cebinizden” diye sormakta sakınca görmeyenlere, çıkarırız cebimizden Çerkes parasını gösteririz. Değerini bilmeyen olur, bilen olur ya… Bilenin kıymetidir, bilmeyenin ise hiçbir zaman kurtulamayacağı cehaleti.



Bunu yazmadan önce, Kaffedin eski başkanının bir ilçe belediyesi meclis üyeliği adaylığı için “kanaat önderleri” ile istişare ederek, Kaffedten ayrılıp belediye meclis üyeliğine aday olma sürecini, Çerkeslik/Çerkesler için Kaffed başkanı olmaktan daha büyük bir hizmet gibi anlatan Kaffedin resmi duyurusu ile ilgili düşüncemi yazmak isterdim.  Ama bahçesinin taşını temizlediğimiz, biriketini biriketinin üstüne koyduğumuz, içinde çocukluğumuz olan derneğimizin, Reyhanlı Çerkes Derneğinin açıklamasının altına imzamı atıyor ve cebimdeki Çerkes parasını da masanın ortasına bırakıyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yerel Seçimler ve Çerkes Adaylar Üzerine:

Hayatımda yaşadığım en ilginç seçim dönemini geride bıraktık, yankıları bir müddet daha sürecek ve en sonunda her zaman olduğu gibi çoğunluk ileriye bakmaya devam edecektir. Ben ve benim gibi birileri ise yasal bir seçim gerekmeksizin geleceğe bakarken geçmişi izler, geçmişi izlerken geleceği düşünürüz sürekli..

Bu yerel seçimlerin hiçte adil olmayan bir şekilde gerçekleştiğini gönül rahatlığıyla söylemem gerekir, aksini iddia etmek için toprakta yeni bitmiş bir ottan daha duyarsız yaşamak gerekir sanırım. Adil olmadığını kabul edelimde, öyle istediğimiz kılıfı uyduralım yani illa savunacaksak bu adaletsizliği. Bir tarafta devletin her olanağını sınırsızca kullananlar; Cumhurbaşkanı ve tüm olanakları, Bakanlar ve tüm olanakları sahadaydı… Ulusal medya; tek bir tarafın propaganda aracı gibi çalışıyordu.. Diğer tarafta kendi yağında kavrulmaya çalışırken bile risk almak zorunda bırakılanlar vardı..

Adil olmayan, toplumu beka, din, terör, ekonomi, demokrasi baskısıyla sıkıştıran kampany…

Bir kadın isterse herşey olabilir

Biliyorsunuz ve belki yaşıyorsunuz da. Üç paragraftan daha uzun yazı olduğu zaman çoğunluk yazının sonunu getirmiyor. Böyle “ilginç” özelliklerimiz var, sırf bu sebepten dolayı en sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim:

“Bir kadın isterse herşey olabilir”

Bundan 2 yıl önce soğuk bir kış akşamında Da Vinci’nin Melekleri isminde yabancı bir dizi izliyordum. Dizide Da Vinci, bulunduğu şehirden başka yerlere giderken bindiği gemide demir parmaklıklar arasında Çerkes köleler vardı. Gemi denizde yol aldıkça parmaklıklar arasındaki Çerkesler çıldırıyor, kendine zarar verme noktasına geliyorlardı, Da Vinci’de bu duruma şaşırıp sorunu anlamaya çalıştığında, Çerkeslerin inancına göre dünyanın sonuna gittiklerini sandıkları için böyle olduklarını anlıyordu. Onlara dünyanın düz olmadığını, yuvarlak olduğunu kendine teknikleriyle anlatmaya çalışıyordu.

Da Vinci gerçekten hiç Çerkeslerle karşılaşmış mıdır? Bilemem. Da Vinci’nin annesi Çerkes midir? Hiç bilemem.

Yukarıda anlattığım şey bir dizinin 10…