Kayıtlar

SİYASAL ABREK'İN DOĞUŞU

Çerkes halkının tarihsel yürüyüşü, bir asrı aşkın süredir devam eden bir hayatta kalma mücadelesinin ötesine geçememişse, bunun müsebbibi sadece dışsal baskılar ve coğrafi savrulmuşluk değil, bizzat kendi içimizde büyüttüğümüz o hastalıklı melankolidir. Siyasal Abrek, her şeyden evvel bu duygusal romantizmin infazını gerçekleştirmek üzere doğmuştur. Yıllardır acılarımızı birer madalya gibi göğsümüzde taşıyıp, uğradığımız haksızlıkları sadece ağıtlarla dünyaya duyurmaya çalışmak, trajediyi bir kimlik haline getirmekten başka bir işe yaramamıştır. Bir halk, kendi kurbanlık statüsüne aşık olduğu sürece, celladının elindeki bıçağı meşrulaştırmış olur. Siyasal Abrek, bu ağıt kültürünün üzerine toprak atarak, geçmişi ağlanacak bir mabetten ziyade, soğukkanlılıkla analiz edilmesi gereken bir laboratuvara dönüştürmeyi teklif eder. Gözü yaşlı bir hatırlama eylemi, siyasal bir irade doğurmaz; aksine zihni uyuşturur ve gerçeklikten koparır. Bizim ihtiyacımız olan şey, tarihin tozlu raflarında tes...

Demokratik Çerkes Kongresi Girişimi (DÇK-G) üzerine özeleştiri

Demokratik Çerkes Kongresi girişimi üzerine yürütülen bu özeleştiri, sadece bir siyasi oluşumun kronolojisini tutmak değil, aynı zamanda toplumsal bir iddianın kendi iç dinamikleriyle, o kaçınılmaz ve bazen de sarsıcı yüzleşme çabasıdır. Bir katılımcı ve bu sürecin mutfağında yer almış bir hafıza olarak, niyetlerin samimiyetinden zerre şüphe etmeksizin, yöntemsel ve zihinsel tıkanıklıklarımızı açık yüreklilikle masaya yatırmak, tarihe karşı borcumuzdur. Bizler, büyük bir heyecanla yola çıkarken, aslında farkında olmadan bir düşünsel esaretin sınırlarında dolaştığımızı göremedik. Girişimimizin en temel ve belki de en trajik çıkmazı, evrensel olduğu iddia edilen ancak belirli bir coğrafyanın ve belirli bir tarihsel kesitin ürünü olan hazır ideolojik kalıpları, Çerkes halkının özgün meselelerine birer kurtuluş reçetesi gibi giydirmeye çalışmasıdır. Kendi sosyolojik gerçeğimizi anlamak yerine, halihazırda paketlenmiş teorilerin konforuna sığındık. Bu durum, toplumumuzun binlerce yıllık tar...

Siyasal Abrek Fikrinin Doğuşu

Çerkes kimliğinin yüzyıllardır süregelen trajediler silsilesiyle anılması, sadece tarihsel bir gerçeğin teslimi değil, aynı zamanda bu kimliğin bir atalet sapağına hapsedilmesinin de hazin öyküsüdür. Mağduriyet, doğası gereği edilgen bir sığınaktır; insanı geçmişin karanlık dehlizlerinde ağlamaya mahkûm ederken, geleceğin inşası için gereken iradeyi de sinsice kemirir. Bugün Çerkes bireyi, üzerine dikilen o "ebedi kurban" gömleğinin dikiş yerlerinden sökülmeye başladığını hissetmek zorundadır. Zira acının kutsanması, zamanla o acıyı bir kimlik bileşeni haline getirir ki bu da toplumsal hafızanın dinamizmini öldüren en tehlikeli uyuşturucudur. Siyasal Abrek figürü, tam da bu noktada, o sızlanan ve merhamet dilenen ruh halinin reddi olarak tarih sahnesine yeniden davet edilmektedir. Mağduriyetten beslenen bir siyasetin üretebileceği tek şey, egemenlerin vicdanına sunulan cılız bir dilekçedir; oysa irade, dilekçe yazmaz, tarih yazar. Kendi varlığını sadece uğradığı haksızlıklar ...

GEÇMİŞİ HATIRLAMAK YETMEZ, ONU İNŞA ETMEK GEREKİR

İnsan kendi gerçeğine uyanırken önce o sessizliğin ağırlığını hisseder; hani o üzerine ölü toprağı serpilmiş, yaldızlı kelimelerle süslenmiş ama içi boşaltılmış bir aidiyetin ağırlığıdır bu. Aynadaki suretine bakarken gördüğün o tanıdık yabancılık aslında onca yüzyılın, onca sürgünün ve onca inkarın bir tortusudur ve sen eğer o suretin arkasındaki devasa bir tarihin nasıl birer birer buharlaştığını, kelimelerin nasıl anlamını yitirdiğini fark etmiyorsan, aslında kendi varoluşunun mezar kazıcılığını yapıyorsun demektir. Biz kimiz sorusu bugün sokaktaki adamın ya da sistemin bize biçtiği o folklorik kaftanın içine sığmayacak kadar büyük bir yaradır oysa. Bizi sadece iyi dans eden, düğünlerde nezaket rüzgarları estiren, uysal ve sorunsuz birer kültürel obje olarak kodlayan bu bakış açısı, aslında haysiyetimizin üzerine çekilmiş en ince ve en tehlikeli perdedir. Çerkesya dediğinde zihninde sadece dumanlı dağlar ve uzak bir masal canlanıyorsa, dilin senin için sadece yaşlıların birbirine fı...