Apiş Canberk

21 MAYIS: KENDİ ATEŞİNİ YAK!

 Çerkesya’nın sönmez ateşini yüreklerinde taşıyan genç irade ve bu davanın çilesine talip olmuş her bir aktivist bilmelidir ki vatan dediğimiz o mukaddes emanet sadece haritalar üzerindeki bir çizgi ya da coğrafi bir koordinat değil her an yeniden kazanılması gereken bir şuur ve asla taviz verilmeyecek bir varoluş duruşudur. Bugün bize düşen en büyük sorumluluk başkalarının çizdiği sınırların ve başkalarının belirlediği anma ritüellerinin konforlu ama uyuşturucu dışına çıkarak kendi özgün ajandamızı en sert ve en tavizsiz biçimde inşa etmektir. 21 Mayıs yaklaşırken ya da herhangi bir takvim yaprağı önümüze düşerken bizler sadece bir yasın taşıyıcısı değil bir halkın çalınan geleceğinin ve gasp edilen onurunun yılmaz davacılarıyız. Kendi ateşinizi yakmak için kimseden icazet almamalı ve kendi sesinizi yükseltmek için başkalarının size lütfedeceği bir mikrofonu beklememelisiniz çünkü susturulmuş bir halkın evlatları için beklemek çürümekle eşdeğerdir. Sürgünle ikiye yarılmış hafızamızı onarmak ve Çerkesya idealini sönmez bir meşaleye dönüştürmek ancak her bir gencin kendi yerelinde kendi sokağında ve kendi dijital mevzisinde kuracağı o çelikten dayanışma ağlarıyla mümkündür. Soykırımı sadece bir ağlama günü olmaktan derhal çıkarıp politik bir hak arayışına ve uluslararası bir hukuk mücadelesine evriltmek zorundayız zira dökülen yaşlar toprağı ıslatır ama adaleti getirmez. Bu mücadeleyi yürütürken hantal yapıların ruhsuz protokollerin ve bizi sadece folklorik bir ögeye ya da müzelik bir kalıntıya indirgemeye çalışan sığ yaklaşımların prangalarından kurtulmalıyız. Bizim Xabze dediğimiz o kadim ahlak yasası bize sadece geçmişin hatırasını değil geleceğin inşasını da emreden yaşayan bir pusuladır. Birbirimize kenetlenirken harcımız sadece ortak acılarımız değil sarsılmaz bir Çerkesya bilinci ve kimliğimizin o tavizsiz saflığı olmalıdır. Kendi bağımsız platformlarımızı kurmalı kendi dilimizde stratejiler geliştirmeli ve hakikatimizi dünyanın o sağır sessizliğine karşı bir fırtına gibi haykırmalıyız. Kimliğimizi sulandıran meseleyi romantize ederek etkisizleştiren ya da bizi tarihin tozlu raflarına hapsetmeye çalışan her türlü anlayışa karşı en büyük cevabımız kendi diri ve bağımsız irademiz olacaktır. Bir mum aleviyle bile olsa o kör karanlığı delmek ve adalet sancağını en yüksek zirvelere dikmek bizim atalarımıza ve henüz doğmamış gelecek nesillerimize olan sarsılmaz borcumuzdur. Bu borç sadece yılda bir kez sahillere inip denize karanfil bırakarak ödenmez; bu borç her gün bir parça daha Çerkesyalaşarak ve her an bu davanın bir neferi gibi yaşayarak ödenir. Gençlik bu hareketin sadece takipçisi değil motor gücü ve en berrak zihnidir. Kendi ajandanızı oluştururken statükonun korkak adımlarını değil sürgündeki o ilk kuşağın teslim olmayan direniş ruhunu örnek almalısınız. Dayanışma ağlarımızı öyle bir örmeliyiz ki hiçbir kopuşa hiçbir sızmaya ve hiçbir unutuşa yer kalmasın. Bizim sözümüz hakikate dayanır ve hakikat parçalanamaz bir bütündür. Bu bütünün tam kalbinde ise hür ve onurlu bir Çerkesya ideali yatar. Kendi meşalelerinizi tutuşturun ve bu karanlık devrin üzerimize örttüğü o ölü toprağını silkeleyip atın çünkü biz ancak kendi ateşimizde yanarsak yeniden doğabiliriz. Bizim yolumuz uzun ve çetindir ama bu yolun sonu mutlaka kendi yurdumuzun serin rüzgarlarıyla buluşacaktır. Hiçbir güç hiçbir baskı ve hiçbir unutturma çabası binlerce yıllık bu kadim iradeyi yıkmaya yetmeyecektir. Sizler o büyük geri dönüşün ve o bitmeyen varoluş mücadelesinin en canlı en dinamik kanıtlarısınız. Şimdi ayağa kalkma kendi sözünü söyleme ve Çerkesya’nın adını tarihin bağrına silinmeyecek harflerle kazıma vaktidir. Bu uyanış sadece politik bir tavır değil aynı zamanda kültürel ve zihinsel bir devrimdir. Kendi kurumlarımızın hantallığını aşacak bir dinamizmle yatay örgütlenmeler kurmalı ve her bir Çerkes gencini bu büyük davanın birer öznesi haline getirmeliyiz. Adalet arayışımızı başkalarının merhametine terk etmek onurumuzu terk etmektir. Bizim adaletimiz Çerkesya’nın özgürlüğünde ve soykırımın uluslararası alanda tescil edilmesinde gizlidir. Bu yolda yürürken karşımıza dikilecek olan her türlü engeli sarsılmaz Xabze disipliniyle ve kardeşlik hukukuyla aşacağız. Unutulmamalıdır ki dünya sadece susanları unutur; haykıranlar ve bedel ödeyenler ise tarihi yeniden yazanlardır. Çerkesya bir nostalji değil bir gelecektir ve bu geleceği inşa edecek olanlar bugün kendi ajandalarını kendi kanlarıyla ve terleriyle yazan genç aktivistlerdir. Her bir kelimemiz bir mermi kadar keskin her bir adımımız bir dağ kadar sarsılmaz olmalıdır. Biz susturulmaya çalışıldıkça daha gür çıkan bir sesiz biz yok sayıldıkça daha da çoğalan bir iradeyiz. Vatanın toprağına hasret kalanların sızısını bir eyleme dönüştürmek her Çerkes gencinin boynunun borcudur. Bu bilinci kuşanmak sıradan bir kimlik aktivizmi değil bir halkın topyekun kurtuluş manifestosudur. Kendi ağlarımızı örerken her bir düğümde vatanın bir köyünü her bir ilmikte sürgünün bir acısını taşıyacağız. Bizim birliğimiz bir kağıt üzerindeki imzalarda değil Çerkesya’nın bağımsızlığına olan imanımızda gizlidir. Bu kutlu yolda yürürken duraksamak gerilemek ya da başkalarının ajandalarına eklemlenmek bizim tarihimize ihanettir. Kendi ateşinizi yakın ve o ateşle hem kendinizi hem de tüm halkımızı o karanlıktan çıkarın. Şimdi Çerkesya için şimdi adalet için ve şimdi onurlu bir gelecek için kendi meşalenizi en öne taşıyın.

ALINTI #APİSCANBERK 20.01.2026

KAYNAK: apiscanberk.blogspot.com
JANBERK APİŞ
İŞÇİ, ÇERKES, AKTİVİST
ALINTI#APİSCANBERK20.01.2026

KAYNAK: apiscanberk.blogspot.com
JANBERK APİŞ
İŞÇİ, ÇERKES, AKTİVİST