Apiş Canberk

Kilitli Katmanlar: Kimlikten Siyasete Çerkes Krizi


Çerkes diasporasının içinden çıkamadığı varoluşsal kriz, yüzeyde görünen semptomlarla açıklanamayacak kadar derin, katmanlı ve sistemiktir. Bu bir folklor kaybı ya da derneklerin hantallığı gibi basit gerekçelerle geçiştirilemeyecek, halkın tüm tarihsel enerjisini emen bir mekanizma sorunudur. Ortada, Çerkesleri edilgenleştiren, onları siyasi özne olmaktan uzaklaştırıp kültürel bir dekor haline getiren bir yapı var. Bu yapının ne olduğunu anlayabilmek için, dıştan içe doğru kat kat soyulması gereken bir soğan gibi, her bir katmanı açığa çıkarmak şarttır.

İlk katmanda, diaspora toplumunun yaşadığı ülkelerin ulus-devlet yapısı duruyor. Bu yapı, görünmez ama sürekli bir basınç uygulayarak, Çerkes kimliğini kamusal alandan dışlar. Ulus-devletin yazılı olmayan kuralı şudur: "Kültürünü evde yaşa, folklorunu sergile, dansını yap ama siyasi talepte bulunma." İşte bu sessiz anlaşma, Çerkes kimliğinin etrafına görünmeyen bir çit çeker. Kültürel etkinlikler bu çitin içinde güvenle yaşatılabilir; ama bu çiti aşmaya kalkışan her politik çıkış, sistem tarafından hızla bastırılır. Bu yüzden Çerkesler, girdikleri her politik ittifakta kendi taleplerini gündeme taşıyamaz, sadece başkalarının planlarına eklemlenen figüranlara dönüşür.

Bu dışsal kısıtlamalar, içeride kurumsal bir deformasyon yaratır. Dernekler, vakıflar ve benzeri yapılar, birer direniş ve üretim merkezi olmaktan çıkıp, enerjiyi emen bürokratik alanlara dönüşür. Artık bu kurumlar, yeni bir gelecek hayali kurmak yerine, mevcut durumu korumaya odaklanır. Anma günleri, kültürel etkinlikler, gösterişli törenler... Hepsi aidiyet hissini pansuman etmek için var. Ancak bu pansumanlar, yaranın derinliğini gizler, iyileştirmez. Bu kurumlar zamanla birer sığınak halini alır, ama aynı zamanda halkın politik potansiyelini de içeride boğan birer tuzak olur.

Kurumsal alan tıkandığında, entelektüel damar da kurur. Oysa bir halkın entelektüel sınıfı, tarihsel deneyimini analiz edip geleceğe dair stratejiler üretme becerisine sahip olmalıdır. Bugün Çerkes diasporasında bu kapasitenin yerini nostaljik anlatılar, hamasi söylemler ve günü kurtaran sığ yaklaşımlar almış durumda. "Çerkes kimliği süs mü, söylem mi, siyaset mi?" sorusu burada tüm ağırlığıyla belirir. Cevap çoğu zaman acı vericidir: Siyaset üretmeyen bir kimlik, estetik bir folklor ya da sosyal medyada paylaşılan bir söylemden öteye geçemez. Ve bu bir ahlaki zaaf değil, yapısal bir sonuçtur.

En derindeki katmanda ise psiko-politik bir yabancılaşma durur. Çerkes olmakla övünülür ama Çerkesya için neden ortak bir gelecek hayali kurulamıyor? Çünkü siyasetin imkânsızlaştığı bir zihinsel evrende, gelecek bir umut değil, bir kaygı kaynağına dönüşür. Geçmiş övülür çünkü değiştirilemezdir, güvenlidir. Oysa gelecek, irade, mücadele ve risk ister. Ve başarısızlık ihtimaliyle birlikte gelir. İşte bu yüzden, geçmişe dönük övgü dolu anlatılar artarken, anavatana dair gerçekçi ve ortak bir proje üretilemiyor. Kollektif bilinç, kendini tarihe hapsetmenin konforuna sığınıyor.

Bu çok katmanlı düğüm, yamalarla çözülmez. Çözüm, yepyeni bir paradigmayı cesaretle kuracak bir kurucu irade gerektirir. "Yeni Abrek" bir kişi değil, bir akıldır; geçmişin yükünü sırtlayan ama onunla yetinmeyen, geleceğe dair gerçekçi bir rota çizen örgütlü bir harekettir. Bu hareketin üç temel görevi vardır: Birincisi, mevcut kurumsal yapının dışına çıkarak siyaseti yeni alanlarda yeniden üretmek. Gençlik inisiyatiflerinden, bağımsız platformlara kadar hayatın her yerine nüfuz eden bir siyasal üretim hattı kurmak. İkincisi, yeni bir düşünce dili inşa etmek. Ağıt yerine analiz, hamaset yerine strateji konuşan, uluslararası hukuk ve iletişim diliyle donanmış bir söylem kurmak. Üçüncüsü ve en önemlisi, geçmişin övüncünden öteye geçerek geleceği somut, inşa edilebilir bir hayal olarak ortaya koymak. Anavatanla bağları stratejik bir düzleme taşıyan, diaspora potansiyelini bu bağlamda seferber eden, kolektif bir yol haritası oluşturmak.

Mesele bir kimlik meselesi değil, özne olma meselesidir. Tarihin edilgen nesnesi olmaktan çıkıp, geleceğin kurucu aktörü olmaya cüret etmek, bu çağın en büyük sorumluluğudur. Kolay değildir, sabır ve kararlılık ister. Ama başka bir yol yoktur. Gerisi, kaçışın bahanesinden ibarettir.

ALINTI #APİSCANBERK 20.01.2026

KAYNAK: apiscanberk.blogspot.com
JANBERK APİŞ
İŞÇİ, ÇERKES, AKTİVİST
ALINTI#APİSCANBERK20.01.2026

KAYNAK: apiscanberk.blogspot.com
JANBERK APİŞ
İŞÇİ, ÇERKES, AKTİVİST