Kayıtlar

Çerkes sorunu etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Çerkes mahallesinde davul-zurna çalmak

Resim
Mishe Berslan'ın Çerkesya Hareketi'nin internet sitesinde "İKİYÜZLÜLÜK… YARANMAZSAN, YOK OL…" yayınlanan  yazısı gerçekten okunmaya değer bir yazı, Türkiye'deki Çerkes realitesini hem bireysel hem de kurumsal olarak irdelememize olanak sağlıyor. Aslında biz bunu yıllardır güncel politik metinler ile anlatmaya çalışsak bile, Türkiye'deki diğer toplumsal unsurlar ile ortaklaşmış karakterler üzerinden anlatmayı bu kadar güzel başarabilmiş değildik. Bu açından bakıldığında Mishe Berslan'ın kaleme aldığı bu yazı, Çerkesleri Türkiye'deki diğer toplumsal unsurlar ile somut tarihler üzerinden kesiştirip buradan Çerkeslere pay çıkaran analizinin bir çoğumuzun dikkate alması gereken toplumsal sorumluluk örneği olduğunu da ifade etmem gerekecek.

Türkiyeli sıradan bir Çerkesin kültürünü illüzyonal ego ile yaşadığını söylemek zor değil, çünkü mahalleye inince mevcut durumunu hayatı boyunca hiç sorgulayamamış bir tabanın şişkinliği hangi yöne baksak gözüküyor. Mah…

Gençlerle beyin fırtınası hakkında

Resim
İstanbul'da bir ahali sonunda gençlerin farkına vardılar ve onlara sorular sormaya başladılar nihayet. Yakın Çerkes tarihinin reel hayatta gençliğe yönelik yaptığı başarılı bir uygulama bu. Üstelik tam da genel saha çalışması. Falanca Çerkes gençliği, filanca Çerkes gençliği diye ayırmamışlar gençleri. Dolayısı ile memnun olmamak benim için mümkün değil, Allah bu organizasyona emek verenlerden razı olsun. Günümüz "iletişim" çağı olarak tabir edilir ancak iletişim hep sanal aleme hapsedilmiş. Bu o kadar faydasız ve hatta zararlı ki; gençliğe yönelik "iletişim" çalışmalarının mutlak suretle sanal alemden reel hayata taşınması elzem. Zira sanal alem insanın sorumluluk bilincini köreltiyor, onu kültürsüzleşmeye teşvik ediyor ve ayıba da çok fazla cesaret veriyor. Yüz yüze kullanılması hala imkansız olan kelime ve cümleler sanal alemde hunharca kullanılmaktan geri durmuyor. Üstelik gençlik, yani yeni nesil... köy görmemişleri dahil neredeyse hepsi kentli ve kentte …

Bin Dokuz Yüz Çerkes sekiz...

Resim
O olmuş, bu olmuş, çok savaşmışız, ölmüşüz.. öldürmüş öldürmüş tüketememişiz Çarlığın askerleri; seneler seneleri kovalarken, 1864 yılında Rusların Zafer, Çerkeslerin Yenilgisi resmileşmiş iyice... İşte sırf bu yüzden Çerkesler acılarını, Ruslar da zaferlerini o tarihe sığdırabilir. Sığdırıyorlar da; yenilgi Çerkeslerin, Zafer de Rusların hakkı sonuçlara bakılırsa. Buradaki ince çizgi şu; Çerkesler yenilmiş olsalar bile, o savaşta haksız değillerdi. Ruslar zaferle tamamlasa bile, o savaşta haklı değillerdi. Nitekim; Çerkesler haklı bir savaşta yenildiler, Ruslar haksız bir savaşta kazandılar. Bakunin'in dediği üzere "Tarih kazananların propagandasıdır" sözü, daha önce binlerce kere olduğu üzere tekerrür etti ve haklı ile haksızı ayırmadı. Kazanan ile kaybedeni ayırdı.
Gerçek mi yalan mı bilmem de; bir sürü mit, efsane var o tarihlerle ilgili, yani bütün efsaneler doğruysa bile, bütün o mitler yaşanmışsa bile "yenilgi" o kadar ağır ve gerçek ki; hiçbir efsane v…

Türk Çerkesler ve Nazi Ruslar..

21 Mayıs, Çerkes sürgününü ve soykırımını anma günü... Ağlama günü, piknik günü, arkadaşlarla birlikte muhabbet etme günü değil. Anma günü! 
Çerkeslerin büyük bir çoğunluğu (ne yazık ki) 21 Mayısta; ya ağlamaya, ya piknik yapmaya ya da arkadaşlarla muhabbet etmeye bir yere gidiyorlar. Epeydir. Çok uzun zamandır! Sonra bir kaç meslek odası başkanı, bir kaç belediye başkanı, bir iki bakan olursa belki başbakan; 21 Mayıs'ta Çerkeslere taziye mesajlarını iletiyor. Bir gün çabuk biter, bir gün toplam 24 saat bilmem kaç saniyedir.. 22 Mayıs'ta, Kefken'e gidenlerinden, Konsolosluk önünde toplananlarına kadar Çerkeslerin büyük çoğunluğu bir sonraki 21 Mayısa kadar, sürgünü, soykırımı falan uyku moduna alırlar. 
Hiç kimse alınmasın, gücenmesin...
Çerkesya Hareketi, son iki yıldır 21 mayısları 24 saatten daha fazla bir alana yaymak üzerine bir eylem biçimi geliştirdi. Geçen yıl, Çerkesya topraklarından Adigey Cumhuriyeti'nin başkenti Miekuape (Maykop)a giderek ağlama, piknik yap…

Çerkes Soykırımı ve Çerkes Sorunu üzerine

Açıklama:
Yazıyı Çerkes Soykırımı, Çerkes Sorunu ve Demokrasi olarak yazıyordum. Uzadıkça uzadı, hatta Çerkes Soykırımı ve Çerkes Sorunu üzerine yazdıklarımda bile bir noktadan sonra yeterli derinliğe değinemedim. Çünkü bu yazı bir üniversite makalesi değil, öyle çokça tartışılacak ve üzerine  kararlar verilerek bir yön belirleyecek güçten de yoksun. Bu yazı, okuyucusuna en rahat biçimde "Çerkes Soykırımı ve Çerkes Sorunu" üzerine genel düşüncemi aktaracaktır. Demokrasiyi ise başka bir yazı da konuyla ilgili tekrar yazıp "Demokrasi eğilimi" başlığıyla paylaşacağım. 


Çerkesler bu toprakların yerli halkı değil, hiç olmadılar ve olacak gibi de değiller. Zaten şöyle basitçe incelediğinizde bu toprakların yerlisi olmuş bir Çerkesin, artık pekte Çerkes olmadığını da rahatça görebiliyorsunuz.

Çerkes Sorunu çetrefilli bir mesele, bir yanından tutabilmek için; sadece tutacağınız yanı araştırmanız yetmez. Eğer öyle bir hissiyata kapıldıysanız bu yazacaklarımı dikkate almanızı…

Dönüş Siyasetine "Katkı" - 3

(Türkiye de Çerkes Demokrasisi)




Devam ediyor.

Çerkes Demokrasisi, demokrasinin yeniden Çerkesler tarafından icat edileceği bir şeyse ne ala, malumunuz yeryüzünde iyisiyle-kötüsüyle çeşit çeşit demokrasi söylemi veya eğer değerlerse örneği var. Türkiye'de de demokrasi var, İsveç'te de demokrasi var. Arada bir fark var! Fakat biz, Çerkeslerdeki bu "hazıra konucu" kötü alışkanlığı en kötü ihtimalle ölçü alarak, Çerkes demokrasisini, kendi demokrasi anlayışını oluşturan bir zemin yaratacak sorumluluktan eksik görüp, halihazır bir demokrasi anlayışını Çerkesler için yorumlanacak sorumluluğa hazır gibi davranalım. (Çerkes Demokrasisi oluşturacak çalışmalar yapanlar varsa ne ala..)

Bu arada, demokrasiye dahi alerjisi olan insanları da ne yazık ki artık yok sayma aşamasındayım, onlar kendilerini tamamen muaf tutarlarsa da olur. (İlgili kesimler: Şeriatçı Çerkesler, Kastçı Çerkesler, Kabileci Çerkesler, Monarşici Çerkesler vb.)

...ve kendini hangi yöntemle açıklarsa açıklasın,…

Sahibinin Sesi: Amir Dışekov!

Bırakın anlatsınlar şu meşhur "Asalet Masallarını" uyuyanlar, biz de burnumuzun dibinde, kokmaktan burnumuzun direğini kıran şu kokuyu anlamaya çalışalım. Pislik burnumuzun dibine kadar yaklaşırken belki kaşen peşinde koşuyorduk, belki düğün kim bilir? Ancak burnumuzun direğini kıran bu kokudan sonra, onu yok sayıp daha ne kadar sürdürebiliriz şu meşhur "asalet masalını" bilmiyorum. Adigey Cumhuriyetinin Resmi gazetesi   Sovyetskaya Adıgeye gazetesinde adını evvelden hiç işitmediğimiz bir yazar olan Dışekov, Çerkes soykırımından yüzyıllar sonra kendi anavatanına dönmüş bir geri dönüşçü için, onu hedef alan, itham eden ve hedef gösteren 2 sayfalık bir yazı kaleme aldı. Yazının Türkçe Tercümesini Cherkessia.Net web sitesinden okuyabilirsiniz. 
Adnan Khuade ismini önüne alıp, anavatanından tam 152 yıl önce, kılıç ve süngü zoruyla sürgün edilenlerin torunlarına küfür etti. Adnan Khuade'yi tanır mısınız bilmiyorum, tanımadığınızı varsayarak çok kısa açıklayayım. Adn…